Dolandırıcılığın kalesi yine değişmedi

Dolandırıcılığın kalesi yine değişmedi

10 yaşındaki çocuktan, profesörüne herkesi aynı tuzağa düşürüyorlar. Peki bu kadar yaygın bir yöntem neden önlenemiyor?

Ünlü profesör Canan Karatay, telefonda kendini savcı ve polis gibi tanıtan şahıslara inanarak bankadan çektiği 150 bin liraya yakın parayı onların istediği yere bıraktı. 2 hafta önce Türkiye Büyük Millet Meclisi eski başkanı Hikmet Çetin 50 bin TL'sini kaptırdı. Hem de o klasik yalanla: "Terör örgütü hesabınızı ele geçirmeye çalışıyor, paranızı orada tutmayın, vereceğimiz hesaba parayı yatırın, gönderdiğiniz parayı Merkez Bankası'na yatıracağız." 

ESKİ TBMM BAŞKANI HİKMET ÇETİN

Telefon dolandırıcıları sade vatandaştan profesörüne kadar büyük bir kitleyi neredeyse hipnotize ediyormuşçasına kandırmayı başarıyor. Ne yazık ki artık çocuklara da musallat olmaya başladılar.

Geçen hafta Adana'da 10 yaşındaki F.Y. evdeki bütün altınları bir poşete koyarak "kapıya kadar gelen" tanımadığı bir şahsa teslim etti. Bunu yapmasının tek sebebi ise telefonda ona; "Yavrum, kuyumcu soyuldu, orada babanın kimliği bulundu. Baban hapse girebilir, bu yüzden evde bulunan bütün altın, para ve değerli eşyaları alacağız. İnceleme yaptıktan sonra vereceğiz" denmesiydi.

10 yaşındaki F.Y.

Bu dolandırcılık örgüsünde hikayeler neredeyse aynı ve mağdurlar her geçen gün daha da artıyor. Peki Türkiye'de neredeyse her gün yaşanan bu olay neden durdurulamıyor? Avukat Alper Yıldırım'la bu kanayan yarayı konuştuk. Yıldırım, telefon dolandırıcılığında merkez olarak Akçakale'yi işaret ediyor. Şanlıurfa’nın Suriye sınırındaki Akçakale İlçesi bir zamanlar oldukça fazla mağdur yaratan kontör dolandırıcılığı 'kontörcülük', telefonla şantaj gibi olaylarla da gündeme gelmişti. 

"YAPTIRIMI CAYDIRICI DEĞİL"

Yargıtay, telefon dolandırıcılığı sonucunda bankaya para yatırılsa da, bankanın burada sadece bir ödeme aracı olduğunu ifade etmekte ve telefon dolandırıcılığı suçunu nitelikli dolandırıcılık olarak kabul etmemektedir. Haliyle suç basit dolandırıcılık olarak görüldüğünden caydırıcılığı da bulunmuyor.

"ÇOĞU VAKA ŞANLIURFA AKÇAKALE MERKEZLİ"

Suçun soruşturma aşamasında hangi savcılığın yetkili olduğu konusunda net bir görüş olmadığından soruşturmalar kısa sürede sonuçlanmamakta. Telefon dolandırıcılığına ilişkin çoğu eylem Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesi merkezli yapılıyor. Mağdur vatandaş, kendi ikamet ettiği bölgede savcılık şikayetinde bulunuyorsa da çoğu savcılık, suçun işlendiği yerin Akçakale olduğu iddiasıyla yetkisizlikle dosyaları Akçakale Savcılığı’na gönderiyor. Bu sebeple, Akçakale savcılığında bu konudaki dosya yoğunluğu sebebiyle de sağlıklı bir soruşturmanın yapılması imkansız hale geliyor. 

Hangi savcılığın yetkili olduğu konusunda yani "suçun işlendiği yer"konusunda Yargıtay’da yerleşik bir içtihat yok. 'Paranın bankadan havale edildiği yönünde suç oluşur' görüşü de var, 'paranın bankadan çekildiği yerde suç oluşur' görüşü de... Bu konu bir an önce çözüme kavuşturulmalı. Çünkü bu belirsizlikte soruşturma dosyası savcılıklar arasında gidip geliyor ve zaman kaybına neden oluyor.

"SAHTE HATLAR SANIKLARA ULAŞMAYI İMKANSIZ HALE GETİRİYOR"

Telefon dolandırıcılığında kullanılan hatlar genellikle telefon bayilerinden temin edilen sahte hatlar olup bu hatların sadece bir kez kullanılması sebebiyle sanıklara ulaşmak imkansız hale gelmekte.

Bu suçlar genelde örgütlü suçlar olup başka kişilerin kimliklerini kullanmak suretiyle açılmış sahte hatlarla dolandırıcılık yapılmakta. Sahte hatların temini bakımından bu örgütler, kendilerine sahte hat sağlayan telefon bayilerine de para aktarıyorlar. Bu şahıslar, sahte hattı ve bu hattın kullanıldığı telefonu, dolandırıcılık işlemi bittikten sonra bir daha kullanmamakta. Bu sebeple sanıklara ulaşmak oldukça zorlaşıyor. Sahte aboneliğin önüne geçmek için, sahte abonelik yapan telefon bayilerine ciddi yaptırımlar getirilmeli, hatta gerekirse aboneliğin de noterden yapılması şartı getirilmeli diye düşünüyorum.

"MAĞDUR OLAN ADLİYE ADLİYE KOŞTURMAK ZORUNDA KALIYOR"

Sahtecilik yapılarak kimlikleri kullanılan vatandaşlar, mağdur ve suçsuz olduklarını ispat edebilmek için adliye adliye koşturmak zorunda kalıyor.

Telefon dolandırıcılığı suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı durumlarda çoğu savcılık takipsizlik kararı veriyor. 
Birçok kez vatandaş kendilerine gelen bu yöndeki telefonlara karşı şüpheli yaklaşıyor ve inanmıyor. Bu durumda yapılan şikâyetler neticesinde çoğu savcılık “zaten vatandaş inanmamış, dolandırıcılık oluşmaz” diyerek takipsizlik kararı veriyor. Bu sebeple, suça yeltenen kişiler bakımından da caydırıcılık yaratılmıyor.

Kaynak : Fulya Asena Kahraman - Habertürk


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.