Dil öğrenmenin sırrını çözdü! 10 dil öğrendi

Dil öğrenmenin sırrını çözdü! 10 dil öğrendi

Almanca ve Rusçası yeterli değil diye işe alınmayan Ferhat Yıldız hırslanıp 10 dil öğrendi.

2000 yılında Ankara üniversitesinde Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde Avrupa dilleri üzerine eğitim görürken aile şirketlerinin iflas etmesiyle beş parasız kalan Ferhat Yıldız Antalya’ya gidip iş aradı, Almanca ve Rusçası yeterli değil diye işe alınmayan Ferhat Yıldız hırs yaptı ve 10 dil öğrendi. Kısa zamanda bu kadar dil öğrenen ve Ankara ünivesitesinden Filolog (dilbilimci) olarak mezun olan Ferhat Yıldız dil öğrenmesinin hikayesini bize şöyle anlattı. 

Hocam bu kadar dili nasıl öğrendiniz? 

İşin gerçeği doğru sistem ve doğru kitap olmadığı için ilk öğrendiğim üç dilde çok zorlandım. Önce ortaokuldan başlayarak İngilizce öğrenmeye başladık. İngilizcem ortaokul yıllarındayken hep 10’du ama o 10 olan İngilizce ile bir cümle kurabilir miydiniz derseniz, hayır derim. Bugün de okulda öğretilen İngilizce ile “what is this?” haricinde cümle kurabilen yok gibi. Sonra lise yıllarında ergenlik dönemine girdik, hocalara ısınamadık ve İngilizcem ya zayıf geldi ya da orta üzeriydi. 10 gibi bir notu bir daha göremedim.

Liseden sonra Ege Üniversitesini kazanınca bir sene hazırlık gördük. 2 dönem İngilizce eğitim, aldım ama 2. dönemin sonunda finallere geldiğimde notlarım çok kötüydü. Finalden 90 almazsam sınıfta kalıp hazırlığı tekrar okumam gerekiyordu. Ben de şu anki sistemimin temelini oluşturan ilk adımı orada attım. Bütün kitapları bir kenara bıraktım ve almış olduğum notları hergün başından sonuna iki hafta boyunca okudum. İki hafta sonra sınava girdim ve 95 alarak sınavı geçtim ve rahat bir nefes aldım.

Sonraki sene İngilizce öğrendik bari hadi Almanca da öğreneyim dedim ve okulda seçmeli ders olarak Almanca aldım. Hocamız bize bir kitap verdi. Fotokopisini çektirip çalışmaya başladık. Herkesin yaptığı gibi asıl önemli olan şeyin kelime ezberlemek olduğunu sanarak, kelimeleri ezberlemeye başladım ama nafile, sınıf ortamında hiçbir şey öğrenemedik. Sonra İzmir’de çok tanınmış bir dil kursuna gittim. Bana kurlardan bahsettiler 15 kurları varmış 2 sene boyunca gidecekmişim ve sonunda öğrenecekmişim. Dil öğrenmek için her şeye razı olduk ve başladık. Öyle bir Almanca öğretmeye çalıştılar ki, kendimi geri zekalı gibi hissettim. Ne söylediklerini aklım alıyor, ne de hafızada tutabiliyordum. Böylece 2. ayın sonunda hiçbir şey öğrenemeyince devam etmeme kararı aldım.

Eh, Almanca olmadı bari İtalyanca öğrenelim dedik. İzmir’de gene bu konuda çok tanınmış olan bir kursa gittim. İtalya’dan gelen pahalı bir kitabı da satın aldık. Ama derslerde kitap yerine hep fotokopilerden çalıştık. Sonra 3 ay geçti benim durum gene hüsran, üç ay boyunca hep kelime ezberleyip durdum. Bir tane bile adam gibi cümle kuramıyordum. Sonra onu da bıraktık.

Yaz ayları bir turizm şirketinde çalışmaya başladığımdan dolayı İngilizcem konuşma olarak çok iyi oldu. Sonra İngiltere’ye gittim, aşağıdan yukarı bir İngiltere turu attıktan birkaç ay sonra Türkiye’ye geri döndüm.

İzmir’de babama ait olan şirketler çok iyi iş yaptığından dolayı gelecekle ilgili hiçbir kaygım yoktu. Tekrardan üniversite sınavına girdim ve Rus Dili ve Edebiyatını kazandım. İlk iki sene sınıfa girdik ve çıktık, Rusça çok karışık ve zor geldi, söylenenleri anlamaya çalıştık ama nafile, onlarca kitap aldık ama hiç biri öğrenmemize yardımcı olmadı.
2000 yılında babam iflas etti ve elimizdeki herşeyi kaybettik. 26 yaşında bir üniversite öğrencisiydim ve elimde yıllar boyu süren eğitimden sonra öğrendiğim İngilizce haricinde hiçbir şeyim kalmamıştı. Cebimde 5 kuruş para yoktu öyle ki üniversiteye devam bile edecek durumum kalmamıştı. 2000 yılının yazı Antalya’ya giderek iş aradım ama kimse bana iş vermedi.

Herkes ya Almanca ya da Rusça bilen arıyordu. Her iki dilde de ezbere bir sürü kelime biliyordum ama bunları bir araya getiripde bir cümle kurmayı başaramıyordum. Sözlük gibiydim ne söylersen Türkçesini söyleyebiliyordum ama o kelimeleri bir araya getirip anlamlı bir cümle kuramadığım için tabii ki kimse bana iş vermedi. Ben de İzmir’e dönüp Almanca ve Rusça çalışmaya başladım. Hepimiz ortanca ablamın yanına bir nevi sığınmıştık borca girerek bana Türkiye’de nerdeyse tekel olan bir dil öğretim firmasının bir Almanca bir de Rusça setini aldı. Oturup çalışmaya başladım. Önce günde 1-2 saatti sonra günde 8-9 saat Almanca-Rusça çalışıyordum. Bu setler ilk bakışda çok güzel görünmesine rağmen size sadece sözlük gibi kelime ve gramer öğretiyor ama gerekli bir cümle kurmayı öğretemiyordu. Bu yüzden bu iki dili birden öğrenmem 1 senemi aldı. Sonra bir tatil köyünde işe girdim. Gene bu firmanın Fransızca ilk adım ve ikinci adım kitabını aldım. Hergün kitapları başından sonuna okuduğum halde kelime ezberlemekten başka hiçbir işime yaramadı. Otelde Fransızla karşılaştım, iki aylık çalışma sonunda iki cümle arka arkaya Fransızca konuşamadım. Bu da ayrı bir başarısızlık hikayem oldu.

Bir gün otele Hollandalı bir aile geldi. Çok iyi anlaşıyorduk, kendilerine Hollandaca öğrenmek istediğimi söyledim. Çok sevindiler, ama dediler ki,  Ferhat biz nasıl öğretmemiz gerektiğini bilmiyoruz. Sorun değil dedim. Benim sorduğum sorulara siz yanıt verin yeter. Hollandaca üzerine hiçbir fikrim yoktu. İngilizce ve Almanca sormaya başladım ve notlar almaya başladım. Gece 23.00’den sonra diskoda buluşup Hollandaca çalışıyorduk. Tuttuğum notların sonucunda 1 hafta sonra bu aile ve diğer Hollandalılar ile ciddi ciddi iletişim kurmaya ve birçok şeyi anlatabilmeye başlamıştım. Sadece 1 haftalık çalışma, inanılmaz bir şeydi. Daha sonra bu aile ile yazışmaya devam ettik. Ben İngilizce ya da Almanca soruyor onlar bana Hollandacasını yazıp gönderiyorlardı. Sezon sonuna geldiğimizde elimdeki notları düzenleyip fotokopiciye götürüp kitap olarak bastırdım. Baskı sonrası elimde ilk yazmış olduğum dil kitabımı tuttuğumu fark ettim.

Hollandacada uygulamış olduğum bu yöntemi, İtalyanca, Fransızca ve İspanyolcaya da uyguladım ve inanılmaz olan oldu kısa sürede bu dillerde de iletişim kurmaya başladım. Sistem çok etkili olmuştu. O kadar ki hiçbir bilmediğim bir Avrupa dilinde 1 haftalık bir çalışma ile rahat rahat iletişim kurabilecek duruma gelebiliyordum. Çok dil öğrenince bu sefer benim için bir ihtiyaç ortaya çıktı, kısa zamanda okuyabileceğim bütün gramer kuralları ve gerekli kelimeleri içinde barındıran A-Z’ye bir dil kitabı. Siz bir dili ne kadar iyi bilirseniz bilin, okumadığınız sürece unutmaya mahkumsunuzdur. Bunun üzerine mezun olduğum yıl olan 2003 yılından itibaren Avrupa Dilleri üzerine bilimsel çalışmalar yapmaya başladım. İnsan beyni ve insan nasıl öğrenir sorularına cevaplar bulmak için araştırmalar yapıyordum. Sonra bir dil kitabında olmasını istediğim tüm özellikleri bir araya topladım. Avrupa dilleri üzerine uzmanlaşan bir Filolog olarak bu dillerin yapılarını ortaya koyarak, en basitten zora doğru, en gerekli konulardan gereksize doğru bir çizgi izleyerek, 10 senelik bir çalışmadan sonra kitaplarımı oluşturdum.

Kitaplarım o kadar etkili olduki kursların iki ayda öğretemedikleri bilgileri, öğrencilerim kitaplarımdan bir haftada öğrenmeye başladı.

Peki Hocam neden tanınmış bir yayınevinden kitaplarınızı çıkartmak yerine kendi yayınevinizi kurdunuz?

2008  yılıydı o sırada 5 yıldızlı bir otelde müşteri ilişkileri müdürlüğü yapıyordum. Türkiye’nin en büyük yayınevlerinden birine İngilizce, Rusça ve Almanca kitaplarımı götürdüm. Çok beğendiler ve basmak istediler. Önüme bir anlaşma koydular. Kitapların tüm haklarını 10 seneliğine kendilerine vermemi istiyorlardı ve karşılığında bana kitaplarımın basılmasının gururunu yaşamamı teklif ettiler. Ben de emeğimin sömürülmesine razı olmadığım için teklifi reddettim. Sonra Ankara’da birkaç yayınevi ile daha görüştüm, onlar da farklı şeyler teklif etmediler. Ben de doğru zamanı beklemeye başladım.

2012 yılının sonlarına doğru kitapları bastırmak için bir matbaa ile görüştük. Dağıtımının yapılması için bir yayınevi ile beni tanıştırdı, anlaştık ve baskı maliyetlerini ben karşıladığım halde kitapları onların yayınevi adıyla piyasaya sürdük. Daha birinci haftadan telefonlarıma çıkmamaya başladılar, uzun bir hikayeden sonra, zor da olsa kendilerini buldum ve kitaplarımı geri aldım. Bu sebepten dolayı internette birçok kitapevinin listesinde kitaplarımı görebilirsiniz ama kitaplarımı sadece bu web sayfasından satın alabilirsiniz. 

2013 yazından itibaren kitaplarımın ücretsiz örneklerini kendi web sayfam ve çeşitli sayfalar üzerinden tüm Türkiye ile paylaştım. Kitabın örneğini alıp çalışan 1 haftada gösterdiği başarıdan dolayı kitabımı almak istiyordu. Bunun üzerine 2014 Nisan ayında kendi yayınevimi kurdum. Kitaplarımı Google Play Store’da e-kitap olarak da tüm dünya’ya satışına başladım. Kitaplarım hem Türkiye hem de dünya’da çok beğenildi. Google Play kitaplar Türkiye en popüler kitaplara 12 kitapla girerek bir rekor kırdım. Aynı zamanda tercümelerini yaptığımız kitaplarımız yayınlandıkları ülkelerde 1 numaraya çıktılar. Telif haklarımızın ihlalinden dolayı şu an geçici bir süreliğine e-kitap satışını durdurduk.
 
Hocam iki ayda dil öğrenebiliriz diyorsunuz. Sanki biraz abartı gibi geliyor. İnsanlar yıllar boyunca dil öğrenmek için uğraşıyorlar, okullar, kurslar, özel öğretmenler, tonla kitap başarılı olamıyorlar. Sonra biri çıkıyor diyorki iki ayda dil öğrenebilirsiniz. Bu mümkün mü?

Çok doğru söylüyorsunuz daha düne kadar benim de diğer insanlardan hiçbir farkım yoktu. Yabancı bir dil, adından da anlaşılacağı üzere tamamen yabancıydı. Dil öğrenmeyi çok istiyordum ve bunun için onbinlerce lira harcadım. Ama satın almış olduğum kitapların büyük bir çoğunluğu hiçbir işime yaramadı.

Şimdi ben size bir soru sorayım. Okuma yazma bilmediğinizi farz edelim. Aynı zaman da hiçbir dili bilmiyorsunuz. Hatta biraz ileri gidelim tamamen sıfır bilgiye sahip birisiniz. Sizi şu anki yaşınızla dünyada herhangi bir ailenin yanına yerleştirelim. Sizce ne kadar zamanda dil öğrenirsiniz?

Hocam böyle saçma şey mi olur demeyin. Hergün milyonlarca insan yavrusu dünya’ya geliyor ve sıfır bilgiyle sadece taklit ederek 1 ya da birkaç dili öğreniyorlar. Benim kızım şu an dört dili birden öğreniyor ve bunun içinde hiçbir çaba sarf etmiyor.

Şimdi bir dil biliyorsunuz. Bildiğiniz dil sizin referans aldığınız dil olacaktır. Okuma yazma biliyorsunuz ve gelişmiş bir beyniniz var. Bir bebek için yaklaşık 1 sene süren dil öğrenme, kitabımıza ve sesli kitabımıza çalışma programımız dahilinde çalışıldığı zaman yaklaşık iki ay kadar bir zaman alacaktır. İnanmayan varsa kitaplarımın ücretsiz örneklerini alarak 1 hafta boyunca günde üç kere okusun ve sesli kitapları sürekli dinlesin. 1 hafta sonra A2 düzeyinde çalıştığı dili biliyor olacaktır.

Yabancı diller hayatınızı nasıl değiştirdi?

Yıllarca öğrenmiş olduğum yabancı diller sayesinde iş bulmakta hiç zorluk çekmedim. Çok güzel 5 yıldızlı bir hayat yaşadım. Avrupa’yı gezdim ve her yerde tanıdığım ve arkadaşım olduğundan dolayı gittiğim şehirlerin hepsinde bana oradaki hayatı yaşatan rehberlerim oldular.  

Bundan sonraki planlarınız nedir? 

Türk milletini dil öğrenme derdinden kurtardıktan sonra kitaplarımızı diğer dünya dillerine de çevirerek tüm dünya  ülkelerinde satışını yapmak. Aynı zamanda Türkiye’den başlayarak iki ayda dil öğreteceğimiz dil okullarımızı tüm dünyada açmak.

Türk milletine tavsiyeniz nedir? 

Üniversite mezunu olan ve iş arayan birçok gencimiz var. Dünya’da birçok ülkenin kalifiye personel açığı var. Ama gençlerimiz dil bilmediğinden ve öğrenmediğinden dolayı hep başkaları bu işlerde çalışıyor. Hatta turizm bölgelerimizde büyük bir yabancı dil bilen personel açığı var. Bu sebepten oteller ve acenteler yurtdışından yabancı eleman getirmek zorunda kalıyorlar. Dil öğrenin onların yerine siz çalışın.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.