Tarık Haşimi: Türkiye can suyu oldu

Tarık Haşimi: Türkiye can suyu oldu

Irak eski Cumhurbaşkanı Tarık Haşimi, Türkiye'nin Başika Kampı'na girerek oraya can suyu olduğunu, İran'ın ise fitne çıkardığını söyledi.

Irak eski Cumhurbaşkanı Tarık Haşimi, Kanal7 Dış Haberler muhabiri Salih Eser'e önemli açıklamalarda bulundu. Sultanahmet'teki saldırıdan, Başika'daki kamp ve İran'ın Ortadoğu'daki rolüne kadar tüm önemli konular ele alındı. Türkiye'nin Başika Kampı'na girerek Iraklılara can suyu olduğunu söylerken, İran'ın yüz binlerce askeriyle bölgede büyük bir fitne yaydığını ifade etti.

Türkiye, İstanbul'un turistik mekanlarından olan Sultanhamet meydanına gerçekleştirilen terör saldırısına hedef oldu. Saldırgan neden Sultanahmet Meydanını hedef aldı?

Ben öncelikle yaşanan bu elim saldırıdan dolayı Türkiye Cumhuriyeti devletine taziyelerimi iletiyorum. Kanlı saldırıları kınıyorum.

Saldırılara gelince, kim yaptı sorusuna karşılık DAİŞ'in yaptığı açıklandı. Peki bu örgüt neden İstanbul Sultanahmet'i hedef adlı. Patlamada 10 Alman hayatını kaybetti. 

Öncesinde de Türkiye ile Alman hükümeti arasında devam eden mülteci anlaşmaları olduğunu biliyoruz. Türkiye bu konuda büyük mesafe katetti. Avrupa'da Fransa istihbaratını geçen teröristler Almanya'da da benzer saldırı planlıyordu. Ama Almanya buna müsaade etmedi. Almanya - Türkiye arası görüşmelerde terör örgütü DAİŞ'e karşı ortak güçlü bir mekanizma kurulması da kararlaştırıldı. Bu terör örgütünün Esed istihbaratından da beslendiğini düşündüğümüzde bu saldırının arka planı gözler önüne serilmiş oluyor. 

Irak'ta terör örgütü DAİŞ ile Bağdat hükümeti arasındaki çatışmalar Sünni üçgeni olarak adlandırılan Ramadi-Diyala ve Felluce'de sıkışmış durumda. Bu kentler neden önemli?

BU NASIL SÜNNİLİK?

Şimdi bu şehirler siyasi ve iktisadi bakımdan önem arz ettiği gibi, stratejik ehemmiyeti de var.  Ayrıca İran'ın Bağdat hükümetine verdiği destekte göz önünde bulundurulursa,  ideolojik önemi de var. Çünkü bu kentler Şiler- Sünniler-Kürtler- Hristiyanlar'ın kesiştiği bir nokta oldu. Irak'ta Sünniler, Şiiler Kürtler arasında keskin bariyer oluşturulmaya çalışılıyor. Ülkeyi bu üçlemde ele alır olduk. Sünnileri DAİŞ ve El Kaide gibi terör örgütleriyle lanse ediyorlar. Ama daha 2  gün önce intihar saldırı düzenlenen Sünni bölgesindeki 6 caminin sorumluluğunu DAİŞ üstlendi. Bu nasıl Sünnilik? Hiç cami bombalanır mı? Ayrıca tüm kutsal yerlerdeki saldırıları Sünni Müslümanlar yaptı diyerek de algı operasyonu yapıyorlar. 

Türkiye, Irak'a destek verirken Sunni-Şii ayrımı gözetmedi. Ancak ülkede ağırlığını hisettiren İran'ın Şii merkezli mezhepçi politikaları göze çarpıyor. İran'ın Irak'ta ki varlık sebebi nedir?

TÜRKİYE CAN SUYU OLDU , İRAN FİTNE ÇIKARDI

Ben Türkiye ve İran ikilemine girmeyeceğim. Bir gerçek var. Ben Türkiye'nin yanındayım. Kardeşim, arkadaşım Türkiye'yi de çok seviyorum. Hiçbir ayrım gözetmeksizin Irak'ın tüm halkına desteğine de ben bizzat şahidim. Türkiye Irak'a hiçbir ekonomik siyasi ve ideolajik yaptırım maksadıyla yanaşmadı. Tüm Irak halkının yanında oldu. Fırat'tan akan su nasıl Araplar'a can veriyorsa, Türkiye'de aynı şekilde can suyu oldu. İran için bu söylediklerimin çok aksi durum yaşanıyor. İran tarafçıdır, mezhepçidir. Taraflar arasında fitne çıkarmaktan kaçınmamıştır. İran bizzat Irak sınırlarını işgal etmiştir. Sınırdaki Irak'a ait beldelerde İran bayrağı açtı. Bağdat yönetimi buna göz yummaktadır. Türkiye bugün Irak'ın yapılanması ve yeniden hak ettiği konuma ulaşması için Şii yönetimin gözüyle bakmadan Irak'a yardım ediyor. Türkiye bölgenin Şii- Sünni ikileminden çıkması için var gücüyle çalışıyor. Çıkarcı siyaset izlemiyor. İran kavmiyetçidir. Siyaseti tarihten gelen kavmiyetçiliğe dayanmaktadır. Kavminin karşısına kim çıkarsa ona karşı tavır ve mesafe alır. Bakınız Iraklı binlerce mülteci Türkiye'ye gitmiştir. İran ise kapılarını açmadı. Bu olayı net bir şekilde açıklıyor. Başka bir şey demeye gerek yok.


 
Türk askerinin Irak'taki varlığına Bağdat yönetiminin tepkisi var. Oysa Başbakan İbadi'nin bizzat asker desteği istediğini biliyoruz. Irak hükümeti neden tavır değiştirdi?

15 ÜLKE IRAK'TA, TÜRKİYE'DE 16.OLSUN

Bakınız Irak Hükümeti bugün İran ipoteği altındadır. Irak'ın Türkiye ve körfez ülkeleri arasındaki bütün karaları aslında İran hükümetinin dikte ettiği kararlardır. İbadi Irak'ta 15 ülkenin mevcudiyetine izin verdiğini her fırsatta açıklıyor. Türkiye'de 16. Olsun. Çok şey mi değişir? Türk Askerinin olması Bağdat'ın terör örgütüne yönelik operasyonlarını'mı engelliyor. Hayır. Ama yine de Türk askeri istenmiyor. Neden ?

Türk askerinin bölgeye naklini ilk talep eden Barzani'dir.Aynı zamanda İbadi'de Ankara ziyaretinde Türkiye'den teröre karşı destek istemiştir. Ben de bizzat bunu İbadi'nin talep ettiğini biliyorum. Bugün 15 ülkeyi tutuyor. Türk askerine gelince işler değişiyor. Oysa Irak'a terör örgütlerine yönelik en büyük desteği de Türkiye veriyor. Bügün Türkiye'nin PKK-DAİŞ  gibi  terör örgütleriyle sorunları vardır. Bu yapılanmalar da Irak- Türkiye sınırını kullanıyorlar. Dolayısıyla Türkiye'nin bölgede'ki mevcudiyeti zorunludur. 

IRAK YÖNETİMİ MUAVİYE SİSTEMİDİR
 
Daha önce Sünni bloğa karşı set çeken Bağdat hükümeti şimdi de Bölgesel Kürt yönetimi ile bağları kopardı. Yönetim ne yapmak istiyor?

Bugün Bağdat'ta Şii yönetim bulunuyor. Muaviye idaresi var. Irak'ta çeşitli ırk ve din kökenli insan var. Türkiye gibi. Türkiye parlamentosu tüm halka hitap ediyor. Fakat Irak böyle değil. Merkezde Şii yönetim var Tüm farklılıkları onlar yönetiyor. Bu bir Muaviye sistemidir. Tüm grupları yönetimden uzaklaştırdılar. Ben de bu yönetimin bir parçasıydım. Sunni Arap idarecilere karşı başlatılan inanç kampanyası sonucu uzaklaştırıldım. İran ipoteği Irak idaresini esir almıştır. Ve her geçen gün hakimiyetini güçlendirmiştir. Şimdi de Kürt gruplar Bağdat'tan uzaklaştırılmış ve bölgesel yönetimle bağlar koparılmıştır. Bunlar tamamen İran'ın ideolejik hesaplamaları sonucu yaşanmaktadır. 

MUSUL SENARYOSUNUN 2.AYAĞI OYNANIYOR

Ebu Gurayp Hapishanesi'nde yüzlerce mahkum vardı? Bölgenin DAİŞ terör örgütüne geçmesiyle buradaki mahkumların akıbeti ne oldu? 

Ebu Gurayp'ta bir senaryo yaşandı. Binlerce Mahkum  çıkarıldı. Dönemin Cumhurbaşkanı Malikinin hibe ettiği araçlarla Suriye'ye taşındı. Bu gruplar Irak ve Suriye sınırı arasında sürekli mekik dokudular. Bu senaryoyu kuranlar, yani İran Bağdat yönetimiyle de ortak çalıştı. DAİŞ Musul'a saldırdı mı? Bunlar Musul'a girerken Bağdat'a bağlı askerler neden geri çekildi. Kenti DAİŞ'e bıraktı. Araçlar yakıldı bibnalr talan edildi ama asker kayıp vermeden oraları taksim edip çekildi.
Bugün de senaryonun 2. Ayağı oynanıyor. Musul'u DAİŞ'e teslim edenler, "onlar terörist, onlar Sünni saldırgan" diyerek bölgeye operasyonlar düzenliyor. 

Bölgede İran adını çalışmalar yürüten Kasım Süleyman Kimdir?

Kasım Süleyman İran müsteşarıdır. Irak Başbakanı Haydar El İbadi böyle söylemişti. Sormak lazım. Müsteşar kamuya ve umuma açık görev yürütür. Ama milis güçlerin idareciliğini yapmak, Tikrit'te Bağdat'ta olan bütün şer odaklı olayların altından çıkmak nasıl müsteşarlıktır ?

Irak hükümeti " Türkiye'nin Başika'da ne işi var?" diyor. Ama diğer taraftan 45 Şii milis gücü Irak'ta barındırıyor. Bu nasıl ikilemdir? Irak ordusunun ve polisinin istihbaratı vardır. Milis güçlere ne ihtiyaç vardır? Bakınız. 500 bin İranlı milis Irak sınırına girmiştir. Hiçbir resmi davet almadan bu olay gerçekleşmiştir. Bugün bu İran milisleri,  Irak'ta Sünni bölgelere düzenlenen operasyonlarda ön saftalar. Buradan şunu çıkarıyoruz. Bağdat hükümeti ve İran arasında gayriresmi bir evlilik vardır. Çünkü Irak'ta Bağdat hükümetinden çok İran Nüfuzu görülmektedir. Adeta İran Sasani İmparatorluğu Irak'ta geri getirilmiştir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.