Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yaverimle ilgili şüphelerimiz vardı araştırdık ama olumlu cevaplar geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yaverimle ilgili şüphelerimiz vardı araştırdık ama olumlu cevaplar geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendilerine "Yurtta Sulh Konseyi" adını veren cuntacıların 15 Temmuz gecesi düzenledikleri darbe girişimine ve sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"15 Temmuz bendeki inandırdığı his, ülkemde doğrusu böyle bir şeyi hissediceksem, benim ülkemde hiç mi hiç akla hayale gelmez. Ülkedeki birlik beraberlik durumunun iyi gittiği bir zamanda böyle bir havanın estirilmesi düşündürücüydü. Haberi aldığım zaman, eniştemden inanmadım. Olmaz böyle bir şey, dalga mı geçiyorsun filan diye. Teyitler aldık, ne yapacağımızı Berat Bey ile konuşmaya başladık. Hemen atacağımız adımlarla ulaşmak istediğimiz telefonlara ulaşamadık. Daha sonra ulaşma imkanını yakaladık.

"Onlarla yaptığımız açıklamaların duyurulmadığını, o anda devreye girilemediğini, o zaman yapılacak tek şey kaldı. Biz, cep telefonlarıyla bağlanalım ve cep telefonlarıyla dört ayrı kanala bağlandık. Dört ayrı kanalla sesimizi duyurma fırsatını duyduk.

"Şahsımla alakalı Almanya’ya iltica istedi gibi asparagas yanlış haberler yayınladılar. Ne kitabımızda ne inancımızda böyle bir şey söz konusu olamaz. Bir şeye inanarak bunu yaptık, biz dedik ki kula kul olmayacağız. Sadece Allah’a kul olacağız.

"Güvenlik ekibim, kendilerine göre tedbirlerini aldılar. Güvenlik ekibimizden iki şehidimiz var. Rabbim onlarla bizi cennetinde buluştursun. Hemen süratle çok yakın bir noktada olan helikopter pistine hareket ettik. Ailemiz hazırlanmıştı bu arada, hemen oraya geçtik.

"Önemli isimlerden birisi de pilotumdur"

"Önemli isimlerden birisi de gerçekten pilotumdur. Helikopter pilotlarımız o noktada gerçekten hem can siparhane hem de çok şeyi göze alarak adım attılar. 'Yakıtım bitene kadar bunlar beni yakalayamaz' dediler. 15 dakikada Dalaman’a ulaştık. Dört ayrı noktada uçaklarımız hazır bekliyordu. Biz Dalaman’a inerek oradan uçağımıza bindik, uçağımızla hareket ederken de ilk etapta 'Sen şöyle bir kalk bakalım, ya Ankara ya İstanbul' dedik. Belli bir noktaya gelene kadar nereye ineceğimizi bilmiyordu. Biz, tabii artık gecenin kararan saatleri, helikopterle kalkışımız Dalaman’a gelişimiz 1 civarı olan bir noktaydı. Uçağımız hareketi yaptı ve Biga çevrelerindeydik ki pilotumuza “Biz İstanbul’a inelim” dedik, dedi ki 'Pist karanlık'. 'Karanlığa inemiyor musun' dedim, 'İnerim ama riski var' dedi. Bizim uçağımızın kısa mesafede durma, kısa mesafede havalanma fonksiyonu olan bir uçak. Dedi ki 'Endişem tank, kamyon, pistin üzerine koyarlarsa tehlike olur' dedim o zaman 'Pistin üzerinde birkaç tur at'. Onu yaptı.

"İstanbul Emniyet Müdürümüze de teşekkür ediyorum"

"İstanbul Emniyet Müdürümüzle görüştüm bu sırada. Mustafa kardeşimize teşekkür ediyorum. 15 dakika içerisinde kuleyi temizlediler, pist aydınlatıldı. Pist aydınlatıldıktan sonra piste indik, apron doluydu. Terminal önü on binlerce insan orada bekliyorlardı. İki kez, F-16 uçaklarıyla ses hızını biliyorsunuz aşmak suretiyle patlama, demek ki onlar da herhalde buraya bomba atanlar oraya da bomba atarlardı. Bomba yüklü değillerdi büyük ihtimalle.

"Akıncılar'a 12 bomba atıldı"

"Bunu bir kez yaptılar olmadı, bir daha yaptılar. Biz o sırada konukevine girmiş olduk. Valimiz, 1. Ordu Komutanımız ve bakanımız ufak kriz masası oluşturduk. Buradan da Genelkurmay Başkanı’nın rehin alındığını duyduk. Başbakanımızla tekrar bir irtibat kurduk. Genelkurmay Başkanlığı’na vekaleten Ümit paşayı getirmiş oldu. Başbakan Eskişehir’le kurduğu diyaloglarla Başbakandan yazılı talimat istediklerini söyledi. Ümit Paşa Eskişehirle görüşmeyi yaptı, talimatı verdi. Talimat verildikten sonra hemen Akıncılar’a bombalama başladı. 3 saat 3,5 saat içerisinde Akıncılar’a 12 bomba atıldı, pist kullanılamaz hale geldi. Akıncılar hareket merkezidir, bombalarla daha bir rahatlama oldu. İş iyice dönüverdi.

"Anlatılacak çok şeyler var, tankların altına yatan, paletlerin arasından yatıp da gazi olan çıkan Sabri var. Bir kolu şu anda sakat ama kurtulacak. Bir diğer tarafta yine Üzeyir kardeşimiz kolunu neredeyse tamamen kaybetmiş vaziyette ama hala imanın gereğini o şehadete koşmanın inceliğini taşıyor. Onlar hala bize 'Siz nasılsınız reisimiz' diye soruyorlar.

"Gerek eşim gerek kızım temkinliydi"

“Gerek eşim, gerek kızım gerek damadım hepsi de bir metanet içerisindeydi. Sadece büyük torun ne oluyor baba diye soruyor. Bir de ortanca torunum var, o ürktü. Bizim 8-9 aylık bir torunumuz var. Şu an bunların hepsinden bihaber. Gerek eşim, gerek kızım temkinliydi. Telaşları yoktu.

"İnanmak ve ondan sonra da yürümek, bütün mesele budur. Bizim için kaza ve kader imanımızın gereği değil mi?

“Erol Olçok, telefonlarda çekilmiş olan o anı izliyorum. Bakıyorum ki kaybetti, oğlu 17 yaşında Abdullah Tayyip babasıyla şehit oldu. Bunlarla beraber birçok köprünün üzerinde olsun, Vatan Caddesi’nde Külliye’de olsun birçok yerde sadece düşünün Özel Harekat’ta 53 şehidimiz var. Bombayı indirdiler ve orada 53 kardeşimiz şehit oldu. Bunları ne ile izah edeceğiz? Ne ile anlatacağız? Bu ne vicdandır? Bunların insanlıktan nasipleri yok. Din Şurasının bildirgesi açıklandı. 17 maddelik açıklanan sonuç bildirgesi hakikaten çok çok önemli. Detaylandırarak kitapçık haline getirilmesi, bunun da tabii ki milletimiz tarafından iyice okunarak anlaşılmasında fayda var.

"2010'dan beri FETÖ'nün örgütlenme ağını anlatıyorum"

“2010’dan beri FETÖ’nün bu ülkede örgütlenme ağının ne kadar geniş olduğunu anlatıyorum. Mesai arkadaşlarıma anlatmakta zorlandım. TSK’da, emniyette, yargıda, bakanlıklarda işlediğini anlattım. Çoğu zaman şu ifade kullanılıyordu: Delil var mı? Her şey ortada işte. Adamlar kendilerinden başka kimseyi hiçbir yere yaklaştırmıyorlar. Uluslararası seyahate gidiyorsunuz, tabi ben TOBB Başkanı’na diyorum ki bütün STK’lardan temsilci al, filanca vermiyor, filanca onların ticaretleriyle iştirak eden kuruluşları. Niye vermiyor, tek başına hareket edelim. Kendilerinden başkalarına hayat yok. Bundan sonra kesinlikle ne Ekonomi Bakanlığı olarak ne de siz bu tür yolculuklarda kota vermeyeceksiniz.

"İktidara geldiğimizde Milli Eğitim Bakanımıza dershaneleri kapatalım dedim, anlatamadım"

“Bizim iktidara geldiğimizden kısa bir süre sonra, o zamanki Milli Eğitim Bakanımıza dershaneleri kapatalım dedim. Dershaneler varsa okullar niye var, okullar varsa dershaneler niye var dedim. Maalesef, bunu anlatamadım. Taa Nabi Bey’in dönemine kadar dershaneler konusunda adım atamadık. Bunlar bizim kayıp yıllarımızdır. Başbakansınız ama bir yere kadar anlatıyorsunuz. Israr ısrar ısrar daha ileri gidemiyorsunuz. En büyük parayı bunlardan kazandı. Bunların can damarı oydu. İnsan kaynağı da oralardı. Havasını atıyorlardı, sağdan soldan seç seç, oradan gel çıkar çıkar. Ben şu kadar başarılı öğrenci çıkardım. Orada iş başladı aslında, her şey orada koptu. Ondan sonra arkadaşlarım da farkına vardılar, arkadaşlar kusura bakmayın bundan sonra geri adım yok, üzerine üzerine gideceğiz. Dost diye bildiklerimiz de zaten o arada bizden kopmaya, aleyhte yazılar yazmaya başladılar. Köşelerinde vurmaya başladılar. Her şey menfaat endeksli. Mama ellerinden alınınca düşman oldular. Başladılar bağırıp çağırmaya.

"Devletin, TSK'nın yeniden yapılandırılması..."

“Şu anda TSK ve diğer kurumlarımız içerisindeki yapılanmayı şu anda iktidarımız birlikte inşallah kurumlarımızla birlikte çalışarak temizlemeye başladı. TSK’nın yeniden yapılanması, devletin yeniden yapılanması bizim bu iki başlığı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Değerlendirirken hukuka aykırı bir adım atalım demiyorum ama kusura bakmasınlar zalime şefkat mazluma ihanettir.

"KPSS'yle insanlar nerelere sokulmuş"

“Bu ülkede KPSS sınavlarıyla insanlar nerelere sokulmuş. Polise bu şekilde, TSK’ya bu şekilde, devletin kurumlarına bu şekilde istedikleri elemanları yerleştirdiler. Tayinleri yaparken aynı şekilde, bütün bunları yaptılar. Bunları temizlemezsek, şehitlerimize bunların hesabını nasıl veririz? Bu temizlik harekatını yapmak durumundayız.

"Bunu aklı selim sahibi yöneticilerle, gerek yargıda gerek TSK’da gerek tüm devlet kurumlarında bakanlarımız, Başbakanımız başta olmak üzere, muhalefet partilerinin yöneticileri inşallah başta olmak üzere yasamayı beraber yapmamız lazım, yasa organıyla beraber çalışarak. Küçük bir anayasa değişikliği paketiyle bu iş başarılırsa inanıyorum ki çok daha sıkı temel atılmak suretiyle ve bir de OHAL ile bu işi kaynaştırarak mesafe alırız diyorum.

“Önce tabii, bir şeyi hassas ele alamamız lazım. Bunu televizyon programlarında özellikle sadece bir tespit yapıp bazı kurumlarımızı öne geçmek istiyorum. Nedir dersek, istihbarat örgütü yıpratılacak bir örgüt değildir. MİT ile ilgili atılacak veya yapılacak bir iş varsa hükümet değerlendirmesini yapar ona da göre de bizimle de istişare eder. Kararını alır. Ama sürekli tabii televizyon programlarında MİT üzerine bu denli yüklenirsek çalışamaz hale getiririz.

"İstihbarat zaafı var ama dünyada istihbarat zaafının olmadığı bir ülke var mı?"

"Ben bir şey söyledim, istihbarat zaafı var dedim. Tamam ama dünyada istihbarat zaafının olmadığı ülke var mıdır? Birçok terör eylemlerinde istihbarat zaafının olduğunu görürsünüz dünyada. Yine söylemiştim, dere geçerken at değiştirilmez. Şu süreci başarılı bir şekilde atlamamız lazım. İrtibat kuramayışım, kendilerinin bulunduğu şartlar sebebi ile olabilir, kendileri de bu şekilde ifade ediyorlar. Koruma müdürüme ulaştılar. Bazı soruları kendisine, bulunduğumuz yerde herhangi bir sıkıntı var mı diye sordular. Gönlüm arzu ederdi ki keşke o anda istirahatteydim, beni kaldırmamı, benimle böyle bir görüşme yapmamı isteyebilirdi.

"TİB BTK'ya devredilecek"

"Geçen de söyledim, TİB’in kapatılması. Bu örgüt, tamamen paralelin en önemli yapılandığı yer, burayı tamamen kapayarak içeride işe yarar tipler varsa, BTK alır değerlendirir diğerleriniyse tamamen… TİB, BTK’ya devredilecek.

"Bu süreçten yıpranmama veya zarar görmeme diye bir şey olmaz. Yapmaları gereken bir görev varken, içine yapmadı. Böyle bir kalkışmayı polisimiz yapmadı. Kendi komuta kademesine yaptıkları muameleleri izlediniz. Genelkurmay Başkanı’ndan kuvvet komutanlarına kadar gördünüz. Kendi yanlarında taşıdıkları emir subayları kendilerine ihanet etti. Benim yanımdaki kurmay gibi. Aynı ihaneti yaptı. Şüphelerimiz vardı. Köyüne mahallesine varıncaya kadar. Bunlar takkiyeyeyi çok çok iyi yapıyorlar. Kendilerini gayet iyi gizliyorlar. Hep gelen referanslar olumlu bu yüzden. İstihbarat diyoruz, oradan da isabetli kararlar alamıyoruz.

"Dedim ki tekrar Cumhurbaşkanlığımda da şu an itibariyle başbakanlığımdaki korumamı alacağım, onunla beraber çalışacağım. Emniyetten polis müdürü arkadaşım bu görevi yapıyor, onunla devam edeceğiz. 10 bine yakın gözaltında olan insan var. Basit bir rakam değil, bununla kalır mı? Kalmaz. Bu daha devam eder.

"Bunlar ilkesiz, ne yapacakları belli olmaz, tam bir bukalemun"

“Bundan sonraki süreçte terörle mücadelede aksak yönler ortaya çıkacak. Bunların içinde bu ahlaksızlar ne kadar var. Şimdi onlar çıkacak ortaya. O tür bilgiler gelmeye başladı. Bölücü terör örgütüyle işbirliği içinde olanlar, PYD, DAİŞ ile iş birliğinde olanlar var. Bunlar ortaya ifadeler alınırken yavaş yavaş çıkıyor. Bunları biz seçim kampanyalarında tanıdık, zaten bakıyorsunuz her siyasi parti ile bunlar pazarlık halindeler. İlke diye bir şey yok. İlkesiz bunlar. Nerede ne yapacakları belli olmaz. Tam bir bukalemun.

“Bütün arkadaşlarımız yoğun çalışma içerisinde. Herkes neyin ne olduğunun farkında. Ben de mesala DDK’yı bu görevle görevlendirdim.

"İş adamlarımızın birlikten beraberlikten yana olduklarını gördüm"

“İnsanoğlu, bakıyorsun bir şeyden sonra rehavete kapılıyor. Bu işler bitti noktasına getiriyor, daha bitmez. Durum bakalım, en ciddi şeyi yeni başlattık.Terörün tehditlerin sona ermesi gibi bir şey olmaz. O ancak, kazanılanın bitmesiyle, kanser hücresi diyoruz ya, o virüs kazınıp atılırsa 'Hah, tamam, temizlendi artık' diyebiliriz. 20 gün oldu, kararlılıkla gideceğiz. Ama ben bütün medyanın takındığı tavır sebebiyle çok memnunum. İş dünyamız korumalı. Bakıyorsunuz 2 gün önce uluslararası CEO’larla görüşme fırsatımız oldu. Bugün yerli sanayici ve iş adamlarımızla görüşmeler yaptık TOBB’un. Hepsinden destek, yardım istedik. Hepsinde bir kararlılık gördüm. Sürece yönelik de tabii gerek buraya gerek hükümetimize şükranlarını ifade ettiler. Devam etme ricasında bulunduk. Tüm iş adamlarımızı kararlı görüyorum. Birlikten beraberlikten yana olduklarını gördüm.

Programa verilen arada 15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı sokağa çıkıp hayatını kaybedenlerin belgeseli yayınlandı. Erdoğan, belgeseli izlerken gözyaşlarını tutamadı.

Kaynak: T24

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.