Ayşe Arman'ın yazısı... Gökçe'nin çığlığı

Ayşe Arman'ın yazısı... Gökçe'nin çığlığı

Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman, bugünkü köşesinde 6 yıldır çocuğunu göremeyen bir akademisyen iş kadını ile yaptığı röportaja yer verdi. İşte o röportajdan ilginç anektodlar...

"Kanım dondu Gökçe'nin hikayesini dinleyince.",

Gökçe Kurt bir akademisyen.

6 yıldır çocuğunu göremeyen bir akademisyen.

Neden mi?

Eski eşi Umman’a kaçırmış.

Kİ o da bir akamedisyen.

Umman’da bir üniversitede yardımcı doçent olarak çalışıyor.

Minik Teoman kaçırıldığında 3 yaşındaydı, şimdi 9.

Tam 6 yıldır annesini görmedi.

Olayı aşağıda okuyacaksınız...

Nolur bir şey yapılsın ve anne çocuğuna kavuşsun...



Sizi tanıyalım...

- Adım Gökçe Kurt. 7 yıldır Türkiye’de bir üniversitede okul öncesi eğitim bölümünde yardımcı doçent olarak çalışıyorum.

Sizin başınıza gelen nedir? Nasıl bir travmayla karşı karşıyasınız...

- Feci bir travma! 6 yıl önce, eski eşim oğlumuz Teoman’ı Umman’a kaçırdı. 6 yıldır yavrumdan ayrıyım. Yaşadığım acının tarifi yok. 6 yıldır her gün, elimden gelen her şeyi yapmama rağmen, oğluma kavuşamıyorum. Onun Türkiye’ye gelmesini sağlayamıyorum. Bir filmde izlesem, “Abartmışlar!” derdim. Ama yaşadığım bu...

Bu, korkunç bir şey! Bir annenin çocuğunu 6 yıl görememesi ne demek? Akla ziyan bir durum! Nasıl açıklanabilir?

- Açıklanamaz! 6 yıldır yaşadığım üzüntü, ıstırap, uykusuz gecelerim ve verdiğim mücadele ve hala oğluma kavuşamıyor olmanın, akla yatkın nasıl bir açıklaması olabilir ki? Yok! 6 yıldır nefesim yarım, ruhum yarım, bayramlarım, ailem yarım... Böyle bir ıstırap içinde hala yavruma kavuşmak için ayakta durabiliyorsam ve mücadele edebiliyorsam, bu gücü yalnızca anne olmaktan alıyorum.

Bir insan, bir koca, bir baba, bir erkek... Nasıl bu kadar zalim olabilir?

- Bana göre bu zalimliğin tek nedeni karşı tarafa zarar vermek! Bana yani! Acı çektirmek istiyor. Biliyor ki bana, bir anneye yapabileceği en büyük kötülük bu çünkü...

Sizden geçtim, çocuğuna nasıl böyle bir kötülük yapabilir? Çocuğunu nasıl annesiz bırakabilir...

- Haklısınız, bir yavruyu annesiz bırakmak, ona yapılabilecek en büyük kötülük. Bir annenin çocuğuna olan sevgisi sınırsızdır, kalpleri birlikte atar. Can, candan kopar mı? Kopmuyor işte! Ben de yavrumdan kopamıyorum. Ama eski eşim bu acıyı çektiriyor bize. Çok eğitimli ve zeki birinden söz ediyoruz. ODTÜ Psikoloji mezunu, Amerika’da master ve doktora yapmış bir akademisyen. Ama işte eğitim de, bir ölçü değil...



Eski eşiniz sizden intikam mı alıyor?

- Evliliğimiz sorunluydu zaten. Şiddete maruz kaldığım için boşanmak istedim. Boşandık ve çocuğun velayetini aldım. Yavrumla güzel bir hayat kurduk. Babası da çocuğu görüyordu her hafta. Beni taciz etmeye devam ediyordu ama başa çıkabiliyordum bu durumla. Mutluyduk yavrumla. Eski eşim velayet için çok ısrar etti. Bana da ne olursa olsun, alacağını söylüyordu. Velayet alınır ama çocuğu, karşı taraftan koparmak için değil, çocuğu korumak, kollamak, birlikte yaşayıp mutlu olmak için. Eski eşim, Teoman’ı Umman’a kaçırarak hem bana hem de oğlumuza verilebilecek en büyük cezayı verdi.

Durum şu mu: Siz, evliliğinizde şiddet gördüğünüz için boşanmak istediniz. Velayet size verildi. O da Türkiye’de çocuğa sahip olamayacağını anlayınca çocuğu kaçırdı...

- Evet, aynen böyle oldu.

Peki neden Umman?

- Türkiye’de velayeti alamayacağını anlayınca, hukuksal olarak aile mahkemesinde daha avantajlı olabileceği, rahat yaşayabileceği, gelir seviyesi yüksek bir ülkeyi seçti. O da Umman oldu. Meğer çok önce iş planları, uçuş planları, çocuk için sahtecilikle pasaport çıkarma planlarını yapmış bile. Benim hiçbir şeyden haberim yoktu. 3 yaşındaydı, güzel ve mutlu bir günümüzdü. Yavrum kucağımdaydı, onun kucağına verdim, o gün görmesi için. Akşamına getirecekti. Ama bir daha göremedim! O gün kaçırmış Umman’a! Uçağa bindirip götürmüş...

Nasıl bir sahtekarlık yaptı da kaçırdı?

- Teoman’ı kaçırdığı zaman Türkiye’de, Aile Mahkemesi devam ediyordu ve çocuğun tedbir velayeti bana verilmişti. Noterde çocuk için pasaport almayı gerektiren izin yazısında, benim sahte imzamı kullanmış ve çocuk için pasaport çıkartmış...

'Umman'da oğlu Teoman'a kavuşmayı bekliyor...'

6 yıldır siz neler çekiyorsunuz?

- Ne siz sorun, ne ben anlatayım! 6 yıldır yarım can mücadele etmeye çalışıyorum. İnsanın başına gelebilecek en zor durumlardan biri. Yine de böyle bir mücadeleyi verebildiğim için şükrediyorum. Ve bir gün olsun pes etmedim. Her gün ama her gün oğluma kavuşacağım günü hayal ettim. Onun kokusunu hissettim.

Nasıl mücadeleler verdiniz? Neler yaptınız?

- Kaçırılma ve evrakta sahtecilik yüzünden davalar açıldı. Çocuğu kaçırılmasından dolayı 10 ay kesinleşmiş hapis cezası aldı. Türk Dış İşleri Bakanlığı oğlumun yurda döndürülmesi için üstün çaba gösterdi. Bir yanda da Umman ülkesinde idari ve adli alanda yapılabilecek ne varsa yapıldı. Umman’dan iki tane avukat tuttum. Büyükelçiliğimiz de yoğun çaba gösterdi. Ama yine de o ülkenin iç hukukunda velayeti babaya verildi.

Davutoğlu Dış İşleri Bakanıyken müdahil olmuş ama yine de sonuç alınamamış, nasıl oluyor?

- Evet, sağ olsun sayın Davutoğlu da, kendi düzeyinde, oğlumun ülkemize döndürülmesi için çaba gösterdi, ricada bulundu ama olmadı...

Siz mahkemeleri kazandıysanız, nasıl oluyor da çocuğunuzu alamıyorsunuz?

- Vermeyince vermiyorlar! Gerçi Umman ve Türkiye arasında karşılıklı mahkeme kararlarının tanınmasına ve suçlu iadesine yönelik bir anlaşma var. Ben en çok o ikili anlaşmaya güvenmiştim, ama o da olmadı.

Umman’da kadın ciddiye alınmıyor mu? Annenin Ortadoğu’da ülkelerinde hiç mi hükmü yok?

- Bakın, anne, dünyanın her yerinde anne ama bazı ülkelerde eliniz kolunuz bağlı. Umman, insanların birbirine saygılı olduğu bir ülke. Ben bu işin bir türlü sonuçlandırılamıyor olmasını eski eşime bağlıyorum. 6 yıldır Umman’da bir üniversitede yardımcı doçent olarak çalışıyor. Ağzı laf yapan, çok iyi eğitimli, inandırıcı biri. Ben nasıl inandıysam ona, birlikte yaşayacağımız dair bir hayat için söz verdiysem, diğer insanların üzerinde de böyle inandırıcı etkisi olabiliyor. Bir de Umman’da idari prosedür bizdeki gibi hızlı işlemiyor.

Şu an durum ne?

- Ben şu anda Umman’dayım. Oğlumun geçerli bir vizesi ve pasaportu yok Umman’da. Çocuğun sınırdışı edilerek Türkiye’ye gönderilmesi gerekiyor. Ummanlı avukatım bunun için uğraşıyor. Ben artık bittim, 6 yılın sonunda, duygularım taşıyor kalbimden. Ağlıyorum sürekli ama yine de “Güçlü ol Gökçe!” diyorum, “Bitecek bu ve kavuşacaksın yavruna!” Çocuğuna bu kadar zarar verebilen bir insanın yanında büyümesi de tedirgin ediyor beni.

Peki bu gidişinizde görebildiniz mi oğlunuzu?

- Yok henüz değil. Bunun için uğraşıyorum. Burada Umman polisinden izin alabilirsek göreceğim yavrumu. İnşallah yavrumla birlikte dönerim memleketime, inşallah. Benim için dua edin... Sevgi tüm kapıları açar. Bu kez de sevgi ve iyilik kazanacak. İnanıyorum buna...
"

Hürriyet / Ayşe Arman

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.