Arda Erel Röportaj

Arda Erel Röportaj

Sanki bir masalın içindesiniz ve o masalın içinde genç bir çocuk, hayata dair duygularıyla size cümleler söylüyor. Siz o çocuktan yaşça ve boyca büyük olabilirsiniz ama o çocuğun herkese söyleyecek duygusal cümleleri var. Belki cümle duymak için o yolda değilsiniz ama o sizin karşınıza çıkıyor ve kendine özgü aforizmalarıyla duygusunu anlatıyor herkese. Ve bu duygusal cümleler o kadar çok seviliyor ki, herkes o çocuktan bahsetmeye başlıyor. O masal kahramanı önce sosyal medyada sonra kitaplarıyla gerçeğe dönüşüyor. İsmi Arda Erel, henüz 23 yaşında, üç kitabı var ve sosyal medyada da bir milyonu aşan takipçisi. Bu genç adamı merak ettim ve onun masal gibi hikayesini dinlemek istedim. Arda Erel ile kendisine ve hayata dair sohbetimize sizi de bekleriz! Belki benim de takipçi artar sayende Arda olmaz mı 

Röportaj: Mutlu Hesapçı

Sosyal medyada nasıl ünlü oldun Arda, o mecranın hikayesi nasıl başladı?

Sosyal medya daha bu kadar hayatımızın içinde değilken, yeni yeni Twitter’dan tweet atmaktan falan bahsederken, yani 6 sene kadar önce, ben bir ayrılık acım yüzünden internette yazılarımı paylaşmaya başladım. Bu paylaşımlarım kendiliğinden çok okunmaya, tıklanmaya, takip edilmeye başladı. Ben de bu ilgiyi görünce, zaten çocukluğumdan beri yaptığım yazma işini dijital ortama taşımış oldum.

İlk çıkışın internet sayesinde oldu ve fenomen oldun. Seni neden bu kadar çok sevdiler ve takip ettiler? Takipçi sayına baktığında çok yüksek bir sayı, milyonu geçmiş durumdasın.

Ben her sektörde, samimiyetin başarı getirdiğine inanıyorum. İnsanlar samimi buldular, yakın hissettiler. Çünkü ben insanlara ne aşağıdan, ne de yukarıdan bakıyorum. Onlara, tam da onların hizasından bakıyorum. Her insana saygım ve anlayışım var. Sanırım kucaklayıcıyım, bundan da takip ediliyorum.


INSTAGRAM’I BENİM GİBİ KULLANARAK ÜNLÜ OLAN İNSAN HİÇ DUYMADIM!

İnternette nasıl fenomen olunur, takipçi sayısı nasıl artar bunun bir formülü var mı?

Benim kendi yaptığım şeyin formulü aslında az yapılan bir şeyi sosyal medyaya taşımak. Instagram’ı benim gibi kullanarak ünlü olan insan hiç duymadım. Sanırım yapılmayan bir şeyi yaptığım için takipçi sayım artıyor. İnsanlar “biraz da böyle bir sayfa takip edeyim” diyor. Hem gündeme de, toplumsal olaylara da, kendi yazılarıma da yer verdiğim için, insanlar takip etmeye devam ediyor diye düşünüyorum.

İlk paylaşımlarında gerçek ismini kullanmamışsın hatta çok duygusal ve acı çekerek yazdığım dönemlerdi diyorsun. Neden acı çekiyordun ve neden bu kadar duygusalsın?

Evet çünkü 17 yaşındaydım ilk bu olaylara başlarken. Aslında her şey için çok erken bir yaş. Ama benim yaş takıntım olmadığı için sanırım çekinmedim. Aşk acısı çektiğim için duygusal görüldüm. Ama evet dediğiniz gibi duygusal da biriyim. Gerçi ben kendimi duygusaldan ziyade daha çok “derin” diyerek tanımlıyorum.

Hatta internette seninle ilgili yorumlarda, yazılarıyla ağlatmayı bilir tanımlaması yapıyorlar…  

Evet ama bu daha çok eski yazılarıma özel bir yorum. Şimdi aşk acısı çektiğimde eskisi gibi tepki vermiyorum. Ağlatmak yerine güçlü durmak ve yenilmemek üzerine yazılar yazıyorum.

Hayatının dönüm noktası neydi ve bu durum seni nasıl etkiledi?  

İlk kitabımın çıkması büyük bir dönüm noktasıydı, çünkü kendimi ispatlamak adına çok önemliydi. Tabii ki olumlu sonuçlandığını görünce çok mutluluk vericiydi.

Kitap yazarak hayatına devam etme kararı nasıl doğdu?

Aslında ben hayatıma kitap yazarak devam etmiyorum. Tabii ki kitap yazmaktan para kazandım ama aynı zamanda Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümü son sınıf öğrencisiyim. Kitap, benim karar vererek yaptığım bir şey değil aslında. Hepsi zamanını bekliyor ve gerçekleşiyor. Kariyer planlamasından ziyade, samimiyetten doğacak işlerin peşindeyim. Bu kitap çıkarmaktan, bir ürün reklamı yapmaya kadar, aynı. Faydacılık üzerine bir hayat kurmak istiyorum aslında.

23 yaşındasın henüz ve üç kitabın var. Bu kadar erken yaşta gelen başarı seni nasıl hissettiriyor, korkutmuyor mu?

Başarı korkulacak bir şey değil ama insanı çok apayrı ruh hallerine sokabilir diye düşünüyorum. Kendime de evrene de psikoloji üzerinden bakan bir algıya sahip olduğum için bu başarıları onun üzerinden yönetmeye çalışıyorum.

İNSANLARIN MANEVİ YALNIZLIKLARINDA YANLARINDA OLUYORUM

Her çevreden, her yaştan ve her alandan sevenin var. Bu kadar sevilmek de bu yaşta herkese nasip olmaz. Belki sen yalnız hissettiğin için yazılar yazdın ve birden kalabalıklaştın…

Kesinlikle öyle. Bir de insanlar da aslında kendi içlerinde o kadar yalnız ki. Fiziksel yalnızlık bir tarafa, manevi yalnızlık çok fazla. Ben insanların manevi yalnızlıklarında yanlarında oluyorum sanırım. Çünkü aslında kitaplarımda hep manevi şeyler paylaşıyorum.

‘Kendine İyi Bak’ son kitabın, kişinin kendisiyle tanışmasını anlatıyorsun aslında. Kişi ne kadar kendine iyi bakıyor sence?

Hiç bakmıyor bence. Uykusunda uyuyan insanlar diyorum ben kendine iyi bakmayanlara, kendini irdelemeyenlere. Çünkü ben insanın kendine iyi bakarak geliştiğini, kendiyle tanıştığını ve hayatını güzelleştirebileceğini düşünüyorum.

BEN HEP HAYALİNİ KURDUKLARIMI YAŞADIM!

’Kendine İyi Bak’ kitabında “insan ya korktuklarını yaşar ya da inandıklarını ama asla tesadüfleri yaşamaz” diyorsun. Öyle deme ya tesadüfler güzeldir, sürprizlidir ve insanı ayakta tutar ama… Senin hep inandıkların ve korktukların mı başına geldi, hiç tesadüfler seni buraya getirmedi mi?

Hayır. Ben hep hayalini kurduklarımı yaşadım. İnandıklarımızı bize hayatın doğruladığını düşünüyorum. Bu yüzden de tesadüfe inanmıyorum. Tesadüf dediğimiz şey de kader aslında! Onu da biz istedik ve kendimize çektik...

Genelde kendimize iyi bakamadığımız gibi hep başkalarının gözünden bakarak değer biçiyoruz. Sen bu durumu nasıl yorumluyorsun?

Onaylanmak üzerine çok fazla yaşıyoruz. Aslında bu çok yorucu bir şey. Ben de bu onaya bazen ihtiyaç duymuyor muyum? Maalesef. Ama bunu da yönetiyorum. Değerimi bir başkası belirleyecekse, benim kendi değerim yok mu? İlk önce kendi değerimizi kendimiz belirlemeliyiz ve başkasının verdiği değer, bizim kendimize verdiğimiz değeri değiştirip, sarsmamalı.

Yaşın çok genç ama yazdıklarında çok şey yaşamanın verdiği bir olgunluk var bu nasıl oluyor? Çok şey mi yaşadın yoksa başka neden ne?

Evet tabii ki aslında çok kolay bir hayatım olmadı. Bir sürü şey atlattım diyebilirim, her anlamda... Ama sadece bu değil. Çok gözlemci biriyim; bu gözlemlerim de bana hem olgunluk hem de üretkenlik katıyor. 

Seni en çok üzen acı, aşk acısı mı?

Hayır aslında aşk acısından daha acı şeyler de yaşadım.

Duygular aynı, sonlar aynı, aşk acıları aynı bir yerde sadece kişiler değişiyor aslında. Sen bu anlamda kendini tekrarlamaktan korkmuyor musun çünkü duyguları yazan biri için zor olmalı bu kısır döngü…

Çok okuma yapıyorum. Haftada 2-3 kitap bitirdiğim oluyor. Bunu kısır döngüden korktuğum için değil ama bakış açımın ve bilgimin zenginlemesi için yapıyorum. Tabii bu da beni bu kısır döngüden kurtarıyor. Belki kitap okumayı bırakırsam, bu tekrarlamaya düşebilirim. Nedense böyle korkuları içimde barındırmıyorum. Herhangi bir başarısızlık korkum yok. 

BİLGİM ARTTIKÇA, MUTSUZLUĞUM AZALDI

Mutlu olmanın formülü ne?

Eskiden buna çok farklı cevaplar verirdim ama şimdi kendini geliştirmeyi mutlu olmakla bir tutuyorum. Mutsuzluğun cahillikten doğduğunu düşünmeye başladım. Bilgim arttıkça, mutsuzluğum azaldı.

Gerçek aşk var mı, herkes bulabilir mi?

Bence var... İsteyen ve inanan herkes bulabilir.

Hayatı nasıl anlamlandırabiliriz özellikle son yıllarda herkes mutsuz ve mutluymuş gibi yapıyor, oynuyor…

Hayatı anlamlandırma o kadar uzun bir yolculuk ki, ben bunu iki yolla deneyimliyorum. Biri yaşadıklarını doğru yorumlayarak ikincisi de çok okuyup kendini geliştirerek.

Kişi kendini nasıl sevebilir, sevmeli?

Olduğu gibi kalıp, olmasını istedikleri gibi olmayarak...

HAYATTA NEFRET ETTİĞİM BİR İNSAN BİLE YOK

Arda gençsin, yakışıklısın, popülersin ve başarılısın. Sanırım senin yerinde olmak isteyen çok kişi var, seni kıskananlara ne dersin, sen kıskanç mısın kıskandığın birileri var mı?

Hiç... O kadar kıskançlık barındırmıyorum ki. Hayatta nefret ettiğim bir insan bile yok. Sinirlendiğim, öfkelendiğim insanlar oluyor ama hiçbir şeyi ne nefret ne de kıskanmak boyutunda yaşıyorum. Herkesin bu hayatta bir yolu olduğunu düşünüyorum. Kendi yolum varken ve ben o yoldayken, başkasının yoluyla neden ilgileneyim ki? Herkesin yolu zaten zorlu. Başkasına kolaylık ve bu zorlu hayat yolculuğunda mutluluk dilemekten başka bir duygunun doğru olduğunu düşünmüyorum.

Tabii genç kızlar adına bu sorum; herkes hayatında biri var mı diye merak ediyor, biri var mı Arda aşık mı?

Hahaha... Maalesef şu an yok.

Hayran olduğun birileri var mı?

Tabii ki çok.

Bundan sonra ki projelerin (okul devam ediyor) kitap vs neler?

4. kitabımı yazıyorum şu an. İlk defa insanlar benden bir roman okuyacak. Onun dışında Aralık ayında okulum bitecek. Muhtemelen yüksek lisansa başlayacağım. Bazı markalarla özel proje işbirliktelikleri için görüşmelere başladık. Dediğim gibi çok plan yapmadan, daha akışta kalarak üretmeye ve hayatımı yaşamaya çalışıyorum.

Hayallerinin bir çoğuna kavuştun diyebilir miyiz ve bundan sonraki hayallerin de gerçek olacak mı?

Evet birçok hayalim gerçek oldu. Tabii ki de yine hayallerim gerçek olabilir. Hayat olasılıklar üzerine kurulu. Ben de güzel olasılıklara inanarak hayatımı yaşayacağım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.